24 Mayıs 2017 Çarşamba

"Keşke Be Caniçim Keşke"

"Hadi başlayalım o zaman"

Yıllar öncesinde bir gündü gözleri gözlerime değdiğinde... Yıllar ama yıllar öncesindeydi; ben dağınık saçlarım, tutamadığım gözyaşlarım ve o gözyaşlarımı gizlemek için ellerimle yüzümü kapattığım bir zamanda; nereye gittiğimi bilmediğim ama anlamsızca yürüdüğüm bir sokakta...

İşte o gün orada o sokağı dönerken ben, bir çocuk çıkıyordu bir evin kapısından... Aslında sorsan ne o yolu, ne çıktığı o kapıyı hatırlamıyorum biliyor musun? Ama kısa bir an vardır ya hani; öylesine önemsiz, dikkat çekmeyen; bir kesit gibi hiçbir zamanda unutulmayan... İşte öyle bir anda ilginç bir şekilde göz göze gelmiştik... Halbuki başımı kaldırıp hiçbir yere bakamıyordum ben. Ağlamaktan şişmiş gözlerimi sakinleştirmeye, şu halimi kimsenin görmemesine ama aynı zamanda nefes almaya çalışıyordum. Gözüm kimseyi görecek değildi ama bir şekilde o çocuğun gözlerini gördü... 

O gün orada gözleri gözlerime değen bir çocuk vardı ve ben o çocuğun bana bakışını yani 3 saniye içerisinde hissettirdiklerini hiç unutmadım. O bakışa karşılık başımı önüme eğip daha hızlı yürüyüşümü unutmadım. Yemin ettim beni bu derece acıtan hiçbir meseleyi unutmamaya çünkü. Yemin ettim, bir daha aynı durumda olmamak için. Yemin ettim çünkü, hiç tanımadığım bir adamın gözleri bir daha bana öyle baksın istemedim.


Aradan yıllar geçti ve ben aynı bakışları bir gece yarısı tekrar gördüm. Bir gece yarısı bu kez tam karşımda durmuş bana bakarken gördüm... İlk başta anlam veremedim bu tanıdık bakışlara... Sinir oldum hatta; sanki aynı şeyi tekrar ama tekrar yaşıyormuşum gibi... O bakışların sahibi ile bir şekilde yeniden ama yeniden bir araya gelmek zorunda kaldığımda ise anladım; tuhaf bir rastlantıydı ama yıllar önce bana bakan o gözler şimdi tam karşımda durmuş, beni inceliyordu. İşte bu durum nefret edilesi bir tesadüftü; çocukluğumun en berbat halini gören biriydi o adam çünkü...

Belki de bu yüzden; bu durumu fark edebildiğimden bakamadım gözlerine hiç uzun uzun... Hep kapattım, hep kaçırdım, hep sakladım... Ben yıllardır gözlerimi insanlardan saklardım ama bu bambaşka bir durumdu. Saçmaydı, imkansızdı hatta imkansız ötesi bir şeydi... İnsan delirecek gibi oluyor düşününce... Zira yıllar önce bana tesadüfen bakan o gözlere şimdi bakamıyordum bile...

Ama düşününce soruyor insan kendine; şayet o zaman bakışları bana değen adamdan kaçmasaydım, o da diğer herkes gibi hüngür hüngür ağlayan küçücük bir kız çocuğuna yardım etmek isteseydi ne olurdu? Şayet orada kalsaydım ne olurdu? Gittiğimde ne oldu? Bir adam, bir kadını gördü; gözleri yaşlı. Sonra kadın başını eğip devam etti yoluna, uzak dur benden der gibi. Sonra o adam yoluna devam etti. Sonra...

Sonra...

Sonra...

Çok sonra... O küçük kız çocuğu büyüdüğünde, nice yaralara ev sahipliği yaptığında yüreği, artık hissedemiyorken hiçbir şeyi,yorulmuşken yeterince ve çekmişken kendini bir köşeye... 

Çok sonra... O küçük erkek çocuğu büyüdüğünde; yaşayabileceği birçok şeyi yaşamış, biraz yorulmuş, biraz kırılmış, biraz vazgeçmişken, hayatının iplerini eline alıp onu bir düzene sokmaya çalışırken, planladığı o hayata adım atacakken, gözlerini o hayat dışında kalan her şeye kapatmışken...

Bir kadını gördü adam; sürekli gülen, gülümseten... Hayatla dalga geçen... Bir kadını gördü ve neşesinin ötesine geçip kalbine dokundu onun. Bunu nasıl başardı kendi de bilmiyordu ama o kadının kalbine ulaşabilmişti işte... 

Sonra bir adamı gördü kadın; yıllar önce ağlayan o kız çocuğuna bakan o gözleri gördü. Yıllar sonra bir gün; ufacık bir anda gözlerine değen gözleri görmek ve onu fark edememek... Bu kadar neşeli bir insandan başka türlüsü beklenemezdi zaten. Bu yüzden kadın işine baktı, yoluna baktı, dalgasına baktı ama adama bakmadı. Bakmamaya çalıştı...

Şimdi düşünüyorum da, hayat ne garip; bazen birileri ile aramızda kocaman bir bağ oluyor ve o bağ biz farkında dahi olmadan kuruluyor... Şimdi düşünüyorum da; hayat ne kadar acımasız değil mi? Kader dediğimiz şey ne kadar korkusuz...

Şimdi aynı adam, aynı gözlerle bakıp neler diyor bana? Şimdi o küçük kız çocuğu bir zamanlar arkasını dönüp gittiği o çocuğun mutluluğunu mu istiyor?

Şayet hayat yollarımızı çok çok daha önce birleştirebilseydi caniçim, bu hikayenin sonu böyle bitmezdi. Şayet bir zamanlar kısacık bir an için gözlerime değen gözlerin beni bulabilseydi, senden daima kaçırdığım gözlerim anlatabilseydi çok şeyi daha farklı olurdu değil mi?

Bu yüzden şimdi söyleyebilirim bunu. "Keşke" daha önce görseydi gözlerin beni, "Keşke" daha önce baksaydı gözlerim sana...

Ben şimdi şu halimle sana nasıl bir sevgi besleyebiliyorum bilmiyorum ki..
Bir de başka türlüsünü düşünmek var ya... Orası bir uçurum işte; durup durup kendimi bıraktığım...

Ben seni neden bu kadar önemsiyorum, nasıl anlatayım? Ben seni neden bırakamıyorum? Ben neden bu kadar acı çekiyorum? Ben neden konu sen olunca kendimi hep durdurmak zorunda kalıyorum?

Keşke kalmasam, keşke susmasam, keşke sarılabilsem, keşke ne kadar önemli olduğunu anlatabilsem? Keşke yaşayabilsem caniçim, keşke yaşayabilsem...

Keşke tüm günün yorgunluğundan sonra akşam evine döndüğünde sarılıp huzurla uyuyacağın insan olabilseydim. Keşke kavga ettiğin, kızdığın, kırdığın ama asla kıyamadığın olabilsem... Keşke tek derdim sen olsan. Keşke gözümü geride kalan herkese kapatıp yalnızca sana açabilsem. Gözümü her kapattığımda seni görsem, gözümü her açtığımda senden başka kimseyi görmesem... Keşke sakarlıklarıma tahammül eden sen olsan... Keşke ağladığımda, güldüğümde, üzüldüğümde ya da öfkelendiğimde yanımda sen olsan. Keşke sana satırlarca, sayfalarca yazsam, yazabilsem özgürce... Keşke gülüşlerine sebep olabilsem... Keşke her gün biraz daha fazla sana yaklaşırken ben, her gün biraz daha fazla uzaklaşmasan bana... Keşke beni alsan saklasan, kimselere bırakmasan... Keşke beni bir başkasına vermesen mesela...

Keşke anlasan be caniçim.

Keşke anlasan keşke...


Bak bu cümle ne kadar büyük bir çaresizlik. Bak orası nasıl bir dipsiz kuyu... Düşünsene bir...

Düşünsene caniçim... Başka bir açıdan bakıp bir düşünsene... Her şeyi bir yana bırak da düşün be caniçim... Bir gün bir başkasının elleri değerse ellerime acımaz mı için? Öylece bırakıp gidecek ve mutlu olmamı isteyeceksin... Bunun ne demek olduğunu biliyorsun değil mi? Kokumu bırakacaksın bir başkasına, tenimi bırakacaksın, kalbimi alıp avuç içlerine bir başkasına mı bırakacaksın? Bunu nasıl yapacaksın? Sırf sen öyle istiyorsun diye ben bunu nasıl yapacağım? İnsan sevdiği biri için ne kadarına tahammül edebilir?

Bir düşün caniçim...

Keşke demek pişmanlık mıdır? İnanmak mıdır? Keşke demek hayal kurmak mıdır?
Bu hayattaki tek keşkemsin caniçim. Bu yüzden sana seni nasıl sevdiğimi, sevebileceğimi anlatmayacağım. Sadece tek bir cümle kurabilirim sana...

Keşke "O" sen olsaydın ve keşke aynı cümleyi sen de kurabilseydin...

Ben oğlumun kokusunu hissettiğim hiçbir andan vazgeçmeyeceğim...
Ve sen bir gün mutlaka beni bir başkası sarsın isteyeceksin...

Oysa ki ben seni böyle hayal etmemiştim.

Karşıma geçip "Sen çok daha fazlasını hak ediyorsun." cümlesini kurmanı istemedim. Bu cümle "Bırak beni." demekti çünkü. Bu cümle " Sevme beni!" demekti. "Aşık olma bana!" demekti. Sanki senden çok çok farklı bir beklentim varmış gibi... Sanki bir başkasına gitmemi istiyormuşsun gibi...

Sevilmemeyi bilirim ben caniçim; yarım kalmayı, kandırılmayı, yıkılmayı... Bilirim tüm bunları ama seni böylesine sevebilen birine kapatıp kendini "Başkasına Git!" denmesini bilmiyorum... Ben onun nasıl bir düşünce olabileceğini bilmiyorum... Özür dilerim; böyle gitmesini bilmiyorum...

Bugünlerde yolum aşktan geçiyor ya da aşk yanı başımdan hızlıca geçip gidiyor... Ben sadece izliyorum, bekliyorum ve sessiz kalıyorum... Bu beni hasta ediyor. Konuşamadıklarım içimde dağ olup büyüyor, konuştuklarım yine beni yaralıyor... Korkmasam anlatırdım çoğu şeyi ama anlatmak şimdi benim için bir intihar gibi... Konuşmak bir intihar gibi...

Affet beni Caniçim; bu yolu ben seçmedim. Affet; böyle olsun istemedim..

Keşke bir gün; sadece bir gün seni doyasıya yaşayabilseydim...
Keşke bir gün korkmadan her şeyi söyleyebilseydim...
Keşke seni sevmeme izin verebilseydin...

Kendine iyi davran Caniçim; dua edenin var buralarda bir yerlerde ama gerçekten gözlerinin içine bakan olur mu bilmiyorum... Bu yüzden önce sen kendine iyi davran olur mu Caniçim...

Seni her şeye rağmen; düşündüğünden daha fazla...


-kubraslisen