5 Mayıs 2017 Cuma

Canım'ın Acısına...

Merhabalar Sevgili Okuyucu...

Sabahın bu saatinde en uykusuz halimle yazmak istiyorum. İnançlarımı çürüten ne varsa; beni kıran her ne varsa... Sanki hiç derdim yokmuş gibi bir yenisini daha kaldırmak zorunda olmama... Hepsi benim tercihim mi yoksa? Ben neden bunu tercih ediyorum peki?

Dün gece uzun ve yorucu bir gece oldu benim için. Bütün gün oradan oraya gülücükler saça saça dolaşan ben, akşam evime dönüp yemek, temizlik gibi şeylerle uğraşan bir ev hanıma dönüşüverdim. Her şey bitip yorgunluğu hissedince bedenimde kendimi sarı koltuğuma bırakıp tavana baktım. "Artık" dedim. "Artık biraz sakinlik istiyorum; bu tatlı yorgunluğu ve ardından gelen o tatlı dinlenme keyfini." Oturdum dün gece kendi sıkıntılarımla beraber başkalarınınkini de aldım yola koyuldum. Belki de ihtiyacım olan tek şey; birinin, gerçekten samimiyetle, içtenlikle, çıkarsızca, yalansız dolansız bir şekilde yanımda olmasıydı. Oldu da.

En masum yerinden sarılıp bana, içimin sızını dindirdi. En içten yanından bakıp bana "Buradayım." işte dedi. Sonra anladım ki ben kıyamıyorum. Bu kötü bir şeydi. Zira birini kırmaktan korkuyorsanız ve ona kıyamıyorsanız; onu gerçekten seviyorsunuzdur ve verdiğiniz değer tartışmaya bile açık değildir. Ne kadar geri itmeye çalışsam da bazı şeyleri, anladım kalbim hep aynı yerde duruyor en masum haliyle. Bana hatırlatıp kendini "Buradayım." Diyor. Ve sanırım ben bundan birazcık yoruldum.

Çok bir şey istemedim oysa hayattan ancak çok fazlaydı beklediklerim. Bu yüzden ben hep kırılmaya mahkumdum. Bugün de kırıldım, en ince yerimden. Bugün de acıttılar canımı, daha fazlasına yer varmış gibi...

Nasıl oluyor anlamıyorum ben. Gerçekten. Nasıl oluyor da anlayamıyorum. Nasıl oluyor da gerçeklerden kaçıp yalanlarına sığınan insanlarla bir arada olabiliyorum. Üstelik onları seviyorum da. Tamam diyorum. Bu değil. Yargılama Kübra. Karıştırma. Karşılaştırma. Sonra kendimi sıkmaktan vazgeçeyim dediğim noktada pat diye yüzüme vuruyorlar hayatın aslında ne kadar da acımasız olduğunu. Hayatın ne kadar yalancı olduğunu. Bu dünyanın gerçekten sadece kahpe olduğunu.

Son kez. Söz veriyorum kendime.

Öğrendiğim tek şey herkesin bir yalancı olduğu, öğrendiğim tek şey insanların çıkarları doğrultusunda yanımızda durduğu. Öğrendiğim tek şey, normal hayatlarına devam ederken birileri bir başkaları hep onları eğlendirsin istedikleri. Öğrendim ki hayat ucu bucağı görünmeyen engebeli bir yol. Anladım ki sevgisizlik işlemiş insanların ruhunun taaaa en içerisine.

Vazgeçiyorum o zaman ben de.

İnanmaktan.

Yaşamaktan.

Yaşatmaktan.

Bugün de yıkılan her bir hayalim için,

Bugün de kırılan kalbimin her bir hücresi için.

Bugün de yalan aşkları için.

Sahte sözleri için.

Kazanana kadar melek, kazandıktan sonra önemsiz bir ayrıntı olarak kalmaktan öteye gidemeyeceğim için.

Bugün son defa akıtıyorum gözyaşlarımı.

Ve bir daha ASLA.

ASLA

ASLA

ASLA

İçinde sevgiyi barındıran bir şeye inanmayacağım.

Bir daha ASLA.
Sevmeyi aklımın ucundan dahi geçirmeyeceğim.

Çünkü ben biliyorum ki; mutluluk benim en uzak yanım ve ben bu gülüşlerimle birinin en fazla sıkıcı hayat düzenini neşelendiren o kız olarak kalabilirim.

Üzgünüm.

Bu biraz koydu be. Bu biraz ağır geldi.

Üzgünüm. İnanmak istediğim ne varsa içimde paramparça şimdi.

Üzgünüm; çünkü bir daha asla eskisi gibi bakamayacak benim gözlerim...

Üzgünüm; üzgünüm...

Çok üzgünüm, özür dilerim...