17 Mart 2017 Cuma

Büyüdükçe Taşlaşıyor Kalbim.

Kalbimin bir yerlerinde durmadan kanayan o açık yaraları görmezden geliyorum artık. Onlarla yaşamasını öğrendim çünkü. Kendime kızıyorum bazen. Arkasına saklandığım bütün o perdelerin ardında, bambaşka bir ben var ve ben ondan nefret ediyorum. Çünkü o çok güçsüz, çok zayıf. Hep ağlıyor ve ben onu susturamıyorum. Kocaman insanlar sarmış etrafını, küçücük kalmış o! Çok zayıf kalmış ve yetmiyor gücü... Yaşadıklarını kabullenemiyor, öğrenemiyor geçmişini silip atmasını. Bu yüzden o her gece bir nehir gibi akıtıyor gözyaşlarını kalbine...

Hiç bir çözümü yoktur oysa yaşanmış olanların. Geçip gidenlerin ardından ağlamak boş ve anlamsızdır. Gereksiz! 

Evet tam da bu işte; Anlamadığım, anlatamadığım... Pişmanlıklarım, keşkelerim, dinmeyen gözyaşlarım. Keşke, keşke, keşke diye diye içim içimi yiyen bir geçmiş...

Keşke inanmasaydım, güvenmeseydim. 

Neyin fedakarlığını yaptım! Fedakarlıklarımı ne için yaptım! Neden yaptım! 

Çünkü iyiydim ben! Saf ve masum! Asla kötü olmadım, olamadım. Kimsenin canını yakmadım, yakamadım. Başkalarının mutluluğu, huzuru için fedakar olan taraftım ben hep. Kendinden ödün veren, bölünen, başkalarının mutluluğu için mutluluklarından vazgeçen. Onlar iyi olsundu, başka hiç bir şeyin önemi yoktu. Ben mutsuz da olurdum ama onlar olmamalıydı. Nitekim öyle de oldu; herkesi mutlu ettim ve kazandığım tek bir şey oldu; mutsuzluğum. Çünkü ben onca şeyin arasında bir tek kendimi düşünemedim. Benim duygularım yoktu, acımazdı canım, üzülmezdim. Onlar için kendimi görmezden geldim. Çünkü iyiydim ben; kötü olamazdım. Kötülük benim içimde olamazdı. Ben çıkarları için insanları kullanan, sahtekar, yalancı bir insan olamazdım. Kahretsin! Zaten hiç olamadım.

Asla çıkarlarım olmadı benim; kimseyi kullanmadım. Hayatımda tek bir yalan dahi söylemedim diyemem ancak söylediğim yalanlarda genel anlamda başkalarının iyiliği için oldu. Çünkü ben kimseye yalan bir dünyada yaşama isteği sunmadım. Ben hep inandım bu insanlara. Onlar gitmezdi, onlar yapmazdı. Onlar benim aynada gördüğüm kadar masumdu ve bunu düşünmek benim en büyük aptallığımdı.

Yaralarımın tek sebebi aşk değil elbet. Sevdim mi? Evet. Hayatıma aldığım insanların hepsini sevdim ben. Kimini daha az kimini daha çok; ama sevdim... Hepsine çok değer verdim ve hepsinin de gitmek için sebepleri oldu geçerli ya da geçersiz... Evet oldu. Onlar kesinlikle haklıydı. Kimseye bir şey diyemedim, diyemem de zaten... 

Zamanla kendime dönüp bir bakayım dedim...

Sol yanımda bir boşluk olduğunu fark ettim.

"Büyüdükçe taşlaşıyordu benim kalbim."

Ve...

Ben hala küçük bir kız çocuğuyum kıymetlim. Yaşım kadar değil benim yaşadıklarım. Boyumu aşmış kör olasıca acılarım. Her yanımda farklı bir yara, her yanımda farklı bir bıçağın kör olasıca izleri. Yüreğim bir meydan savaşında; kazanan da yok, kaybeden de... Umarsızca savaşıyorlar orada. Yakıyor, yıkıyor, öldürüyor ama hiç acımıyorlar... 

Ah... Yüreğim bile bana ihanet ediyor. Bilmiyorlar.

"Boş ver" Ne çok söyledim kendime bunu. "Her şey geçecek.", "Unutacaksın." Evet. Ne çok söyledim.

Ben nasıl büyüdüm böyle. Ellerim, yüzüm. Ne zaman değişti bu kadar. Ne kadar  zaman oldu ben gerçekten gülümsemeyeli...

Unuttum.

En son ne zaman mutluydum; hatırlamıyorum bile. 
Ne yazık ki ben umutlarımı kaybedeli çok oldu.
Hayaller sadece laf...
Çünkü umutlara ve hayallere olan inancımı seneler önce yitirdim.

Ve gördüm ki...
Hak ettiğim kadar gerçek değil mutluluklarım.

Onca yalan arasında masum kalmayı başarmış koskoca bir aptalım ben. Onca insanı tanımayı becerememiş bir aptal. Kendime olan kızgınlığımı dindiremem. Bunu asla yapamam. Benim inançlarımı çürütenlere kızamam; çünkü buna izin veren de bendim. Ne yaptıysam kendi kendime yapmışımdır.  Başkalarını suçlamak hafifletmeyecek bu acıyı. Gözyaşlarım ıslatmayacak bir başkasının şakaklarını. Benden başka kimse duymayacak çığlıklarımı. Karanlıklar benim, yalnızlıklar, umutsuzluklar benim. Onlar yalnızca benim; kimseye değmeyecek benim hüzünlerim. 

Kimseye ama en çok da sana değmeyecek kıymetlim... Kimseye ama en çok da sana kıymetlim... En çok sana, tek sana. Bir tek sana!